|
Güvenen, Nanoteknoloji, bilim ve teknolojiyi altüst edecek |
|
|
|
|
Dünyada yüz binlerce kalp hastası damarlarındaki tıkanıklığı açan kalp stentlerini taşıyor. Stentler zamanla tıkanıyor ve kalp damarları yine işlemez hale geliyor. Bu durum ABD’deki MIT’te malzeme bilimi alanında çalışma yapan bir grup tarafından üç yıl önce çözüldü. Kanın içinde taşınan maddelerin yüzeye tutunmasını engelleyecek malzemeler üstünde çalışan grup, stent yüzeylerinin hiçbir şekilde tıkanmayacağı bir yöntemi keşfetti. Böylece stentler tekrar tekrar takılıp çıkarılmayacaktı. Yeni stentleri piyasaya süren şirket, bu satışlardan sadece 2004’te 3 milyar dolar gelir elde etti. Bilinen stentler (tekrar tıkanma riski taşıdığı için) bin 500 ila 2 bin dolardan satılırken, yeni stentler 10 bin dolardan alıcı buldu. Stentlerden 2007’de 10 milyar doların üstünde gelir bekleniyor. Malzeme bilimine yapılan bu yatırım bilime yapılacak yatırımların küçük de olsa, ekonomik olarak devrim niteliğinde kazançlara kapı aralayabileceğini gösteriy
Nanoteknolojinin Türkiye’ye kazandıracağı ekonomik ve siyasî gelişmeler üstüne çalışan Paris ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski DPT Müsteşarı Prof. Dr. Orhan Güvenen, “Nanoteknoloji, bilim ve teknolojiyi altüst edecek. Malzemede, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, tıp, genetik gibi alanlarda ihtilal olacak.” diyor. Güvenen’e göre bu değişim nanoteknoloji üstüne çalışan ülkelere büyük bir ekonomik güç sağlayacak. Bu alandaki bilimsel kırılmanın teknolojiyi transfer edene değil, bilim üretene kazandıracağına işaret eden Güvenen, Türkiye’nin on yılda bu alanda en gelişmiş ilk 8 ülke arasına gireceğine inanıyor. Hedeflerin buna göre belirlenmesini istiyor. UNESCO İstatistik Enstitüsü’nün yönetim kuruluna atanan ilk Türk olan Güvenen, nanoteknolojinin Türkiye’de askerî ve siyasî çevrelerce dikkate alınması için gayret gösteriyor. “Nanoteknolojiyle bilinmeyen molekülleri keşfetmek, üretmek mümkün.” diyen Güvenen, Mehmet Bayındır gibi genç bilim adamlarının keşfettiği ısı ve ışığa duyarlı fiberler, kurşun geçirmeyen kumaşlar, lazer fiber teknolojilerinin tetiklediği değişime dikkat çekiyor: “Nanoteknolojiyle güçlü bir ordu oluşturma fikrine sahip ABD, 10 yılda ordusunun yüzde 80’ini değiştirecek. Bu hem ekonomik hem fizikî olarak inanılmaz bir büyüklük. Türkiye’de tekstil sıkıntıda; transformasyona gitmeli. Kirlenmeyen, ısı ve ışık duyarlı akıllı ürünlere yönelmeli.” Türkiye’de nanoteknolojiye yatırım yapan özel sektör temsilcileri meyvelerini almaya başladı. İlk adımı atan Türk boya sektörünün lideri DYO, nanoteknoloji ürünleri sayesinde cirosunu katladı. Kendini temizleyen boyalar Nanotex (dış cephe) Nanomat (iç cephe), UV koruyucu boya Nanolacke, yanmayan boya Nanosön grubun yeni ürünleri arasında. Yaşar Boya’nın Ar-Ge’sinde 37’si mühendis 90 kimyager çalışıyor. DYO Ar-Ge Koordinatörü Gülsen Çeliker, üniversite, devlet ve özel sektör üçlüsünün ‘nanoteknoloji stratejisi’ etrafında buluşması gerektiğine dikkat çekiyor. AB projeleri ve uluslararası teknoloji platformları ile şirket ortaklıkları bu anlamda iyi bir fırsat. DYO Ar-Ge çalışmalarını UNAM ile paylaşıyor. Şirket TÜBİTAK’ın desteklediği tekstil endüstrisi destekli bir dizi boya araştırmasının da içinde. Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı’nda 2 bine yakın projeye ihtiyaç olduğunu hatırlatan Çeliker, nanoteknoloji projelerinin ağırlık kazanmasını istiyor. Nanoteknoloji boya sektörüne yangın koruma, enerji tasarrufu, kendi kendini temizleme gibi avantajlar kazandırıyor |